YASAK DUYGULAR 9

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

YASAK DUYGULAR 9
Gözleri fal taşı gibi açılmış bana bakıyordu. Annesinin göğüslerinin ve yüzünün üzerinde kendi sıvısını görmeyi tabi ki beklemiyordu. Ben de istemsiz bir şekilde gülümsüyor, olayın ne kadar da garip olduğunu o anda idrak edemiyordum.
Rahatladığını hissetmiştim ama, bunu o da hissetmişti. Hemen pantolonunu yukarı doğru çekip, fermuarını yukarı kapattım. Düğmesini ilikleyip, kemerini kapatırken bana gülümsüyordu. Bu duyguyu gerçekten de çok seviyordum.
“Hadi kalk bakalım, derse geç kalacaksın.” dedim neşeyle. Sözümü hemen yerine getirmek için kalktı. Bu haline bayılıyordum. Onu resmen istediğim gibi yönlendirebiliyordum. İnanılmaz bir histi.
“Ödevini güzelce göster, bundan sonra başarılı olduğun sürece ödüllendireceksin.” dedim banyoya giderken. Banyoya girip kapıyı kapattığımda, çığlık atmamak için kendimi çok zor tutuyordum. Öyle bir şey yaşanmıştı ki… Buna inanmak gerçekten de güçtü… Ancak olmuştu işte. Hem de bunu ben yapmıştım. İç çamaşırlarımla, oğlumun önünde diz çöküp onu tatmin etmiştim.
Elimi yüzümü yıkadım ve kurulandım. Oğlumun menilerini üzerimden temizlerken gerçekten kendimi çok garip hissediyordum. Yaptığımın doğru olmadığını biliyordum ama, elimde değildi. Onu, bir kızın öylece yok etmesine göz yumacak değildim.
Dışarı çıktığımda oğlum kapının önündeydi, kendine çeki düzen vermiş bir şekilde bekliyordu. Bu görüntüsü çok hoşuma gitmişti, işte görmek istediğim durum buydu. Daha önceki o acınası hali değil, tam olarak buydu…
“Ben çıkıyorum anne…” dedi hafif utanarak. Yanaklarındaki kırmızılığı görebiliyordum.
Ne kadar da şirin gözüküyordu.
Yanına gidip ona sarıldım ve yanaklarından öptüm.
“Tamam bebeğim, dikkatli ol. Derslerine konsantre ol. Anneciğin akşama seni bekliyor olacak.” dedim göz kırparak.
Bu hoşuna gitmişti.
“Tamam anne… Seni seviyorum…” dedi ve kapıyı açtı.
“Ben de seni bir tanem…” dedim arkasından. O sırada merdivenlerden hızlıca inmeye başladı. Bu hali gerçekten de tam olması gereken durumdu. O, asla düzensiz ve acınası bir hayat yaşayacak biri olmamıştı. Olamazdı zaten. Onu bu hale getirenlerin kim olduğu fark etmezdi. Hepsi bir şekilde onun hayatından çıkacaktı. Ben bunu başarırdım…
Başarıyordum da.
Hemen hazırlanıp işe gitmek için yola koyuldum. Her zamanki gibi bir kalem etek ve üzerine de gömleğimi giymiştim. Bugün hava normalden daha sıcaktı. Sıcak hava gerçekten güzeldi ancak çok fazla beni bunaltıyordu. Asansörü çağırıp garaja indim. Arabanın içine oturduğumda birkaç saniye durdum. Nefes alıp veriyordum, gözlerimi kapatıp sadece düşündüm. Nasıl bir anda bunlar oluvermişti ben de anlamamıştım.
İşe giderken yolda resmen dikkatim yok gibiydi. Aklıma bugün yaptıklarım geliyordu. Ne kadar da doğal bir durummuş gibi karşılıyorduk ikimiz de… Bu işte, gerçekten beni hayrete düşüren kımıydı. Evet, gerçekten de bunların hiçbirini hesaplamamış, hiçbiri ile ilgili plan yapmamıştım. Ancak şu anda oluyordu işte.
Yeni bir güne başlamak gerçekten de insanı tazeleyen bir durumdu. En sevdiğim sandviç dükkanın önünde durdum ve inerken etrafa baktım. Artık herşey daha farklı geliyordu, neden bilmiyordum… Gerçekten de uzun süredir eksikliğini hissettiğim bir duyguyu tadıyordum belki de. Sevgiyi… Hem de en yoğun olanlarından birini. Bir oğulun, annesine. Bir annenin de oğluna karşı duyabileceği sevginin en üst limitlerini… Bu çok hoşuma gidiyordu.
Sandviç dükkanına girdim. Güzel görünüyordu hepsi de, bir sürü çeşit vardı. Malzemeler taze oluyordu. Bu dükkanı seviyordum.
“İyi günler efendim, hoşgeldiniz.” dedi kumral, tatlı bir kız. 22-23 yaşlarındaydı. Oldukça tatlı bir yüzü vardı.
“İyi günler, ben bir tane atom tost alayım.” dedim.
“Peki efendim, paket mi olacak?” diye sordu kasaya bir şeyler girerken.
“Evet, bir de yanında portakal suyu istiyorum.” dedim.
“Tamam efendim, hemen hazırlıyorum. 17 lira.” dedi bana bakarak. Ya ben bugün fazla pozitif durumdaydım ya da kız gerçekten de gülümsüyordu.
“Bir saniye…” dedim çantamı karıştırırken. Ne kadar da dağınık bir çantam vardı. İçinde ne ararsam bulabiliyordum ama bulmak biraz zaman alıyordu tabi ki.
Cüzdanımı bulup açtım. Oğlumun fotoğrafı vardı, açar açmaz karşıma çıkmıştı. O güzel gözleriyle bana bakıyordu. Onun bu halini çok seviyordum. Şimdi ise, gerçek anlamda bu fotoğraftaki gibi güzel bir şekilde bakıyordu. Onun o bunalım halinin son bulması hayatımın en güzel durumlarından bir tanesiydi.
Parayı çıkardım ve kıza uzattım. Bana para üzerini verdikten sonra yandaki diğer bir kız siparişimi hazırlamaya başlamıştı bile. Beklerken dışarı baktım, bisikletle giden yaşlı bir adam vardı. Bisikletinin önünde bir tane sepet ve içerisinde de çiçekler vardı… Hayır, ben paranoyak değildim. Bugün gerçekten de güzel bir gündü. Herşey bir anda güzel hale gelmişti. Oğlumla yaşadıklarım, vücudumdaki kanın hızlanmasına neden oluyordu. Mutlu oluyordum.
Siparişimi aldıktan sonra arabama geri bindim ve iş yerine doğru yola koyuldum.
İş yerinde masama oturur oturmaz hemen ben gelmeden önüme koyulan dosyalara baktım. Dünden kalan birkaç tane daha vardı. Bugün yoğun geçecek gibiydi ama umurumda değildi. Başlamadan önce kahvaltımı etmek için poşetten aldıklarımı çıkardım ve yemeye başladım. O sırada bilgisayarı açıp, hangi dosyayı hazırlayacağımı buluyordum.
Sağ tarafımdam yürüyen Melis o anda durdu.
“Aaa sana ne oldu?” diye sordu.
Yemek yerken çiğnemeyi bırakıp, yutkundum ve ona baktım.
“Ne olmuş? Kahvaltı yapıyorum?”
O anda kahkaha attı.
“Yok be kötü anlamda söylemedim. Yanakların kızarık kızarık, mutlu gibisin.” dedi.
“Evet… Öyleyim…” dedim.
“Hayırdır?” dedi hemen yanımdaki sandalyeye oturarak.
“Önemli şeyler değil ya. Caner ile ilgili. Biliyorsun okulda durumu pek iyi gitmiyordu, dün ödevini falan yaptığını gördüm. Toparlayacak.
“Aaa çok sevindim Sibel ya… O çok iyi bir çocuk. Merak etme, derslerini düzeltecekti.”
Düzelteceğini biliyordum. O anda gülümsedim. Bu duyguyu seviyordum, kontrolü elinde tutmak ve geleceği dizayn etmek. Eğer bir şeyi çok istiyorsan, yapacaksın. Ya da yaptıracaksın. Ben de oğlumun bitkin halini görmek istemiyordum. Hiçbir durum, hiç kimse bunu yapamazdı. Buna izin vermeyecektim. Bundan sonrası, onunla benim aramda olan bir olaydı ve bunu çözecektim.
“Evet, düzeltecek. O akıllı bir çocuk.” dedim gururla.
“Tabi ki, bir de şanslı.” dedi göz kırparak. “Senin gibi bir annesi var, buna çok insan sahip değil. Bunun kıymetini bilsin söyle, yoksa Melis teyzesi ona kızar.” dedi kahkaha atarak.
Melis, çok neşeli biriydi. Çok enteresan yönleri vardı. Ofisin neşe kaynaklarından biriydi. Hep güler, espri yapar, eğer birinin morali düşükse hemen onun yanına gidip onu neşelendirmeye çalışırdı. Onun bu yönünü çok seviyordum. Gerçekten de bir şeyler için çabalıyordu. O olmasa, bazen ofisin despot havası beni boğacak gibi oluyordu.
“Teşekkür ederim Melis, bakalım işte. Sınavları var, sonuçlarını göreceğiz…” dedim. Bu süre zarfında düşünmem gereken durumlardan biri de buydu. Onun başarılı olmasını istiyordum ve tam da bunu yapması için onun önüne doğru yemi attığıma da emindim.
Ama…
Söz verdiklerim…
Bunlar, onu elimle tatmin etmekten oldukça farklı durumlardı, o kadar farklıydı ki bunu izah edemiyordum bile. Normalde biriyle çok renkli fantaziler kurmazdım bile. Ama oğlum için, elimden gelen ne varsa yapacaktım… Herşeyi hem de…
“Halleder o ya, bu arada bugün bayağı iş var. Ben masama dönsem iyi olacak.” dedi.
“Tamam, görüşürüz.” dedim.
“Görüşürüz.” dedi kalkarak. Diğerlerine de selam vererek kendi masasına doğru yürümeye devam etti.
Güzel olacaktı herşey…
Çok güzel olacaktı…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*